Beğendiğim yazı ve şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beğendiğim yazı ve şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2010 Çarşamba

Yaşamak güzel be kardeşim!

YAŞAMAYA DAİR
1 
Yaşamak şakaya gelmez, 
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın 
                       bir sincap gibi mesela, 
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, 
                       yani bütün işin gücün yaşamak olacak. 
Yaşamayı ciddiye alacaksın, 
yani o derecede, öylesine ki, 
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, 
yahut kocaman gözlüklerin, 
                        beyaz gömleğinle bir laboratuvarda 
                                    insanlar için ölebileceksin, 
                        hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, 
                        hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, 
                        hem de en güzel en gerçek şeyin 
                                      yaşamak olduğunu bildiğin halde. 
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, 
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, 
           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, 
           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, 
                                      yaşamak yanı ağır bastığından. 
                                                                                     1947 
2 
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, 
yani, beyaz masadan, 
              bir daha kalkmamak ihtimali de var. 
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini 
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, 
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, 
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz 
                                en son ajans haberlerini. 
Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için, 
                               diyelim ki, cephedeyiz. 
Daha orda ilk hücumda, daha o gün 
                           yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. 
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, 
                        fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz 
                        belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. 
Diyelim ki hapisteyiz, 
yaşımız da elliye yakın, 
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. 
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız, 
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla 
                                    yani, duvarın ardındaki dışarıyla. 
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım 
          hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... 
                                                                      1948 
3 
Bu dünya soğuyacak, 
yıldızların arasında bir yıldız, 
                       hem de en ufacıklarından, 
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, 
                       yani bu koskocaman dünyamız. 
Bu dünya soğuyacak günün birinde, 
hatta bir buz yığını 
yahut ölü bir bulut gibi de değil, 
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak 
                       zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. 
Şimdiden çekilecek acısı bunun, 
duyulacak mahzunluğu şimdiden. 
Böylesine sevilecek bu dünya 
"Yaşadım" diyebilmen için... 

Nazım Hikmet Ran

23 Ekim 2010 Cumartesi

Felaketim olurdu ağlardım

Üçüncü Şahsın Şiiri
gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım
 
Bilmeyen var mıdır bu şiiri  "Atilla İlhan" zamnında ne çok okur ne çok severdim.Hala seviyorum  ama balık hafızalı olduğumudan bir türlü ezberleyemedim.

7 Eylül 2010 Salı

ÖĞRET ONA

Zamanalacak biliyorum, fakat öğretebilirsen ona,
kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duynayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.
Eğer yapabilirsen,sessiz kahkahaların gizemini öğret ona,
bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte gelip olduklarını...

Eğer yapabilirsen,
ona kitapların mucizelerini öğret.
Fakat ona sessiz zamanlar da tanı,
gökyüzündeki kuşların,

güneşin altındaki arıların,
ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği...
Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.
Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret,
herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi...

Tüm insanları dinlemesini öğret ona,
fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini,
ve sadece iyi olanları almasını da öğret...
Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.
Gözyaşalrında hiçbir utanç olmadığını öğret.

Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata verene satmasını,
fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.
Uğultulu bir insan kalbalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona,
ve eğer kendisinin haklı olduğuna  inanıyorsa, dimdik dikilip savaşmasını öğret.

29 Ağustos 2010 Pazar

BOŞ KUTU


       Bir adam 3 yaşındaki küçük kızını, yaldızlı ambalaj kağıdını israf ettiği için cezalandırmıştır. Ailenin ekenomik durumu iyi değildir ve adam yılbaşı gecesi için yapılan bu tür süsüleme israfına çok öfkelenmiştir.
       Ancak yılbaşı gecesi evde tv izlerken, hiç beklemediği bir anda küçük kızı kendisine yaldızlı ambalaj kağıdına sardığı bir  hediye kutusu geitirdi. " Baba bu senin için" dedi. Adam küçük kızın davranışı karşısında bir önceki gün gösterdiği aşırı tepkiden dolayı çok utandı. Ancak kutunun içinin boş olduğunu görünce tekrar öfkelendi. Küçük kızına "Birine hediye veriyorsan içinde birşey olmalı" diye bağırdı. Küçük kızı durdu, babasına şaşkınlıkla baktı ve gözyaşlarına boğuldu. Hıçkırıklar içinde "Ama baba o kutu boş değildi. O kutuyu ben öpücüklerimle doldurmuştum ve o öpücüklein hepside senin içindi. Adam küçük kızından beklemdiği bu sözler karşısında yıkılmıştı. Eğildi, küçük kızını kolları arasına aldı. Onu kucakladı ve ondan af diledi.

        Çok kısa bir süre sonra bir kaza,küçük kızın hayatını aldı. Aileye bir hüzün çöktü. Hikayede rivayet edildiğine göre adam yılbaşı gecesi küçük kızının öpücüklerle doldurduğunu söylediği boş kutuyu yıllarca baş ucunda sakladı.

Ailenizden,çocuklarınızdan ve dostlarınızdan gelen şartsız sevginin varlığını unutmayın.
  SEVGİ DENEN BU DEĞER HİÇBİR ZENGİNLİKLE ÖLÇÜLEMEZ.