Anne'nin Uğraşları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anne'nin Uğraşları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Bu aralar çalıştım:))

 

Galiba bu yaz çalıştım. Normalde de boş oturmayı hiç sevmem. Ama bu yaz arkadaşlarımı sevindirecek bir şeyler yapayım dedim. Onların çocukları için kapı süsleri yaptım. İlk başta becerebilir miyim; diye başladığım bu iş hoşuma gitmeye başladı. Ben yaptığım işlerin hep sonucunu görmek isterim. Galiba sonuçlar ortada. Arkadaşlarım çok beğendiklerini söylediler. Umarım gerçekten beğenmişlerdir. Çünkü ben yaparken gerçekten çok mutlu oluyorum. :))



 

25 Mayıs 2013 Cumartesi

anneden

Havalar güzel ve ben gezmelerde... Tabi bir de sene sonunun verdiği yoğunluk olunca ortaya ürün çıkmıyor. Bu Defnoşun kuzenlerine, hediyemiz. Umarım beğenirler :))

13 Şubat 2013 Çarşamba

keçeden kapı süsleri

     Herhalde bloğu olupta keçeyle uğraşmayan bir ben kalmıştım. Aslında çok uzun zamandır aklımdaydı. Özellikle "tiryaki hobi" bloğu uğramadan geçemediğim bloglardan birisi oldu. Her gecenin karesini izliyorum.
    Beni tanıyanlar az çok bilir böyle sevimli uğraşları severim. İşin içinde çocuklarla ilgili birşeyler varsa ben kesin oradayımdır. Galiba sınıf öğretmenliğinin olumlu yanları. Gerçi bir süre sonra onlar gibi konuşup onlar gibi davranıyorsunuz.Bu da olumsuz yanı ama :)))
   Bende bu renk renk keçelere dayanamadım ve bensiz olmaz deyip hem sevdiğimiz insanlara hediye olsun hem bana uğraş olsun diye birkaç birşey yapmaya çalıştım.
   Yaptığım bir çok şekili bu işi yapan blog arkadaşlarımdan bakarak çizdim. Hepsinin emeğine sağlık umarım beni anlayışla karşılarlar. Ben bu işi sadece hobi olsun diye yapıyorum.
     Şimdi birkaç foto ekleyeceğim ama fotoğraf makinem hala bozuk olduğundan cep telefonuyla çektim. Fotolar bu yüzden çok kötü.Aslında renkleri çok canlı ama neyse makinem yapılsın o zaman fotoları değiştiririm.
Bu canım kızım  için,maymunu görünce dayanamdı. Kendisi de küçük bir maymun ne de olsa:)  Maymunun dilini kendisi istedi.
     
Daha hediye yapılacak çok kişi var artık yavaş yavaş yapınca eklerim.
Bir daha ki posta çok önemli bir haberim var. Bekle bloğum. Üç gün sonra:)))

9 Haziran 2012 Cumartesi

ikea masamızın son hali

         Artık görüntüsünden çok sıkıldığımDefne'nin  ikea masasını boyadım. Bilmiyorum biz mi çok pis kullandık ama tahta olan kısımları çok kötü olmuştu. Silsemde çıkmıyordu. Boyalar içine işlemişti. Ne ile boyasam derken. Bizim evin oda kapılarının çerçeveleri demirden onları boyamak için yağlı boya almıştık. Acaba olurmu diye denedim. Gayette güzel oldu. Hem mobilyaları da kremdi tam rengi tuttu.
       Boyarken biraz zor oldu. Boyayı çok emiyor. İki kat sürdüm. Kuruması da nerdeyse bir haftayı buldu. Sonuçta bu ortaya çıktı. Birde saçımdan çıkmayan beyaz boyalar.

15 Mayıs 2012 Salı

Kızım isteyince

     Bay becerikliyi izleyipte bu şekilleri tanımayan var mı? Tarçınlı kurabiyem bloğunda küçük kızı Almina için yapmıştı annesi. O sırada Defne de bloğu bakarken gördü. Bana da ya bana da yap diye tutturdu. Zaten tam bir bay becerikli hastasıyız (bende).  Erteledim sürekli ama sonunda yaptık. Şimdi bay becerikli başlayınca hemen koşup şekilleri alıp eşlik ediyor.
       Bunlarda Kızçem için diktiğim sandalye minderleri. sürekli sulu boya yaptığı için sandalyelerimiz ve masamız çok kirlendi. Şimdilik böyle bir çözüm buldum. Ama şu siprey boyalarla boyamak istiyorum. Bakalım sıkıldığım bir ana saklıyorum.
    

Bu da minderimiz. Eski hali aşağıdaki gibiydi. Defne için bebekken dikmiştim. Çok seviyordum. Defne de seviyordu, ama bu sene Defnenin odasında balkon kapısından soğuk gelmesin diye önüne koymuştum. Bir baktık ki arkası küflenmiş. Yıkadım ama çıkmadı. Defne zaten tikli olunca küflü diye odasına bile sokturmadı. Ben de yenilemek zorunda kaldım. Yeni halini de seviyor şimdi. fotoğrafını zor çektirdi.



5 Şubat 2012 Pazar

Yokluktan bu çıktı

       Can sıkıntısından ne yapacağımı bilemez haldeyim. Elde malzeme yok. Dışarıya çıkma imkanım yok. Bilgisayar desen sıktıkça sıktı. Defne ile aynı oyunları oynamaktan yoruldum.elde okunacak kitap kalmadı.Evde deli gibi dolanıp dururken ve o sırada çekmeceleri kurcalarken eski kalemliğimi buldum. Defne'nin boya kalemleri için kovaları var ama onlardan da sıkılmıştım. Ve bu kalemliği kaplamaya karar verdim. Boş durma beleş çalış derler ya o misal işte. Üzerine kapladığım mor polar kumaşı bizi izleyen herkes bilir ne bereketli kumaşmış o öyle. Bir çok yerde kullandım. Bitti mi derseniz hayır hala küçük bir parça var. Neyse konuya döneyim.
 Kalem kutusunu bu kumaşla kaplayayım dedim. Ama evde yapıştırıcı var mı o da yok.  Ne yapayım ne yapayım derken.Tabiki yapıştrıcı yapmadım. Çift yönlü bant aklıma geldi. Bilseniz ne büyük kurtarcı şu çift yölü bant. Sınıfta baş yardımcımdı şimdi evde de oldu. Süper bir de kuvvetli ki her şeyi zamk gibi yapıştırıyor.
 Yapıtırma işini de çözdükten sonra kalem kutusunu kapladım. Üzerinde ki ineğe gelince sakın gülmeyin. Bazılarına tanıdık bile gelebilir. Ben defne'nin eskiyen kıyafetleri eğer birine verilmeyecek gibiyse üzerlerindeki işelmeleri kesip saklıyorum, lazım olur diye. Bakın oldu işte. Kurdelada sanırım bayram şekerinin kurdelasıydı. Tam bir çöpçüyüm dimi.:))Sonunda ortaya bu kalemlik çıktı. Defne'de benimle birlikte artık kumaşlarla kesti, biçti, birşeyler yapıştrdı.  Sonunda "Teşekküy edeyim anne çok güzel oldu,dedi".
 

1 Ocak 2012 Pazar

Bereket kuşlarımız


  Herkes yapar da ben dururmuyum. Bunlarda benim bereket kuşlarım. Blogla tanışmadan önce ( ismini vermek istemiyorum) bir mağzada gördüğüm bu kuşları daha sonra bloglarda ve internet üzerinden daha çok sevdim. Uzun zamandır yapmak istiyordum ama beceremem diye yapmamıştım. Galiba becerdim. Hemde eski yılın son saatlerinde. Kendi kendime yeni yıl hediyesi vermiş oldum. Mutfak camına astım çok güzel görünüyor.Ben çok sevdim. Eşim ve Defne de çok sevdi. Şimdi  sıra Defne için yapmakta...

24 Ağustos 2011 Çarşamba

What do you see?

 Bunlar da ne mi? Defne'ye hayvanları öğretiyorum diyeceğim, ama yok canım neredeyse üç yaşına gelmiş kız diyenler olabilir. Evet Defne'ye hayvanları ve renkleri öğretiyorum ama ingilizcelerini. Aslında renkleri ve sayıları farklı şekillerde öğretmiştim fakat  bunları yeni hazırladım. Çocuğuma nasıl yeni bir dil öğretirim diye düşünüp duruken ve araştırıken, ingilizce şarkılar ya da çizgi filmler ararken blogların birinde inanın ismini hatırlamıyorum. (Çok özür dilerim eğer o kişi okursa lütfen benim bloğum diye hatırlatırsa sevinirim. )  şu linke rastladım http://www.youtube.com/watch?v=hiFYFXKkmjQ&feature=related  ya da internetten from head to toe diye de aratabilirsiniz. Çok hoşuma gitti. Hemen aklıma bende böyle bir kitap hazırlasam nasıl olur diye bir fikir geldi.  Ben evde bulunan bir ajandayı kullandım. Aslında bizim ki ingilizce defteri oldu. Şimdi hergün yeni bir kelime eklemeyi düşünüyorum.Öğrenir mi bilmem ama  en azından kulak aşinalığı olur. Farklı bir dilin farkına varması bile güzel.
  Sayfanın üst kısmında;
   Green frog
   Green frog
  What do you see?   diye yazyor. Ritimli bir şekilde söyleniyor.
Altında ise arka sayfadaki nesnenin .
I see a yellow dog
looking at me.

 Neden böyle birşeye başvurdum. Küçücük çocuğun ingilizce öğrenmesi de nerden çıktı diyenlere. Ben ve eşim şuan en büyük eksikliği bu konuda yaşıyoruz. Keşke bir dilde daha bilebilseydik. Üstelik belirli yaştan sonra öğrenmek gerçekten zor oluyor. Defnenin de bizim yaşadığımız zorlukları yaşamaını istemiyorum. Keşke zamanında derslerimize gerçekten işini bilen insanlar girseydi.

17 Haziran 2011 Cuma

Atmayın Atmayın!



      Doğrusu artık kendimi Derya Baykal gibi görmeye başladım. Hani diyor ya kadın atmayın atmayın diye bende atmadığım bir gün bir yede lazım olur dediğim şu duvara yapıştırılan resimlerden yaptım bu harfleri. Çok kolay oldu diyebilirm. Kesimi çok kolay oldu. Üzerine küçük resimleri keserken de hiç zorlanmadım.
     Aslında uzun zamandır bende keçeye merak saldım fakat internet üzerinden keçe alamıyorum. Bir sürü çeşit var kalitesi nasıl anlayamıyorum. Kafamda bir sürü proje geliştirdim. Bir çoğunu kağıda çiziyorum ama ortada malzeme yok.  Artık tatil de oldu herhalde ilk fırsatta alıp başlayacağım. Bu harflerde keçe öncesi hazırlık gibi birşey oldu aslında. Defnoşun kapısına yapıştırdık çok hoş durdu. Aslında siyah bulut üzerine yapacaktım. Ama biliyorum ki keçe yapınca bunlara elveda derim o yüzden çok özen göstermedim ve fazla uğraşmak istemedim. Ama elinizde bu duvar resimlerinden varsa ve atmıyorsanız değerlendirebilirsiniz.

16 Aralık 2010 Perşembe

mor pijamam

Bir anne çocuğu için herşeyi yaparmış. Yaşayarak öğrendim. Bir terziliğe soyunmadığım kalmıştı onu da yaptım. Hani diyorum ya Defne benim bütün yaratıcılığımı ortaya çıkardı diye. Bakın terzilik yeteneğim de varmış. 
Bu terzilik yeteneğim ananemden geçme. Ananem gençliğinde kadınlara elbise falan dikermiş. Tabi sonra hanım ağa olunca bırakmış. Fakat bize küçükken çok şey dikerdi. Benim bütün eteklerim, gömleklerim ananem tarafından dikilirdi. Tabi o dikerkende ben de izlerdim. Öyle okumuşluğu yok ananemin. Hatta 50 sinden sonra inat etti kendi kendine okuma yazma öğrendi. Şimdi benden 3 basamaklı sayıları öğrenmek istiyor. Neyse konu dışına çıkmayayım. O yüzden kalıp falan çıkaramaz. Ratgele karış karış ölçerek diker. Bende kapmışım işte kalıpsız falan koydum başka bir pijamayı kestim poları. sonunda bu pijama ortaya çıktı. Daha önce demiştim makina falan yok tamamen el emeği. Makina dikişi yapacağım diye canım çıktı. 
       Nerden çıktı bu pijama diyenlere. Bizimki  hemen hemen bütün çocuklar gibi geceleri hiç üstünü örtmez. Uyku tultumunu hiç denemedim. Çünkü bir kere üzerine penye ceket giydirip yatırdım kıyamet kopardı. Uyku tulumunda hayatta durmaz. Bende polar battaniye kumaşından bunu diktim. Geceleri sıcak tutsun diye. Sıra üstüne bir şey dikmede.
Sonuç şu Defne mor rengi zaten çok sever. İlk öğrendiği kelimelerden ve renklerden. Tabi pijamayı daha yapım aşamasındayken, lastiğini bile dikmeden giydirdim. Çıkarmamak için kıyamet kopardı. Neyse zar zor çıkarıp bitirdim ,giydirdim. Sonra iki gün üzerine yemek dökene kadar pijamayı çıkarmadı. En azından uğraştığıma değdi.Biraz uzun olmuş ama napalım artık.

1 Aralık 2010 Çarşamba

Bu ne?

    Evet ilk bakışta bezden bir çanta yatağın kenarına bağlanmış gibi görünse de bu Defnoşun sürekli okuduğu kitaplarını koyduğumuz bir kitaplık. Eminim bir çok yerde görmüşsünüzdür. Yapımı çok kolay ama dikiş makineniz yoksa sağlam olsun diye benim gibi uğraşırsınız.
   Bu fikir uzun zamandır kafamda vardı fakat bir türlü fırsat yaratamadım. Aslında kafamdaki fikre göre yanlarına da başka renklerden büyüklü küçüklü dikip bütün dağınıklığı yok etmek ama vaktim ve makinem yok. Neyse başka bahara artık.
   Defne de çok sevdi. Hele ördeği. Gidip gidip "aman da aman ne güzel olmuş" deyip içinden kitabını alıyor. Okumayı bitirince de içine koyabiliyor.

4 Kasım 2010 Perşembe

Yaşasın kutular

Güzel oldumu bilmem ama gerçekten işe yardılar. Bunlar kaplanmadan önce boş duran ayakkabı kutularıydı. Şimdi ise Defne'nin oyuncak kutuları. Üsteki küçük kutuya tokaları, alttakilere ise oyuncakları koyuyoruz. Ağzını kapatıncada bütün dağınıklık yok oluyor. Gerçekten tavsiye ederim. Hafif olduğu ve kolay açıldığı için Defne de elinde gezdirebiliyor. Hani nerde o ufak tefek her yerden çıkan oyuncaklar? Üstelik Defne bu kutuları sevdiği için oyuncaklarını kutulara koyup kendisi kapatıyor.
Kaplama kolaylığını söyleyeyim. Marketlerde bu ara moda olan ,çekmece kaplamakta kullanılan yapışkanlı kağıtlar var işte onlardan. Renkleride çok güzel. Ben Defne'nin masasının üzerini bile kapladım.

17 Eylül 2010 Cuma

Defne'nin odasından

Bu abajuru daha Defne'nin odasını bile kurmadan yapmıştık. Eşim ve ben Defne' nin odası için birşeyleri hep kendimiz yapmak istedik fakat çalışma şartları, zaman kavramı derken çok fazla bir şey yapamadık. Bu daha defne 8 aylıkken yaptığımız abajur. Fikri internetten bulduk. Ama üstündeki boncuktan kelebekler bana ait.
         Bu abajuru yaparken çok eğlendik. İlk başta bir balonu şişirip dışına tutkalla ip batırp doluyorsunuz. Elleriniz vıcık vıcık tutkal oluyor.Hele o tukalları ellerinizden soyması çok güzel. Bu arada lamba akşamları yanınca çok daha güzel oluyor. Aralardan ışık sızıyor ve tavanda şekilli  olarak gözüküyor.Şimdi ucuna hiçbir yere sığdıramadığım dönenceyi de taktım. İşte abajurumuz.