Kreşli günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kreşli günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Okul başladı

      Kreş maceramız başladı. İlk olarak pazartesi götürdüm Defneyi. Bütün gün kreşin karşısındaki parkta oturup, yarım saattte bir telefon açtım.Bir sorun çıkarsa hemen gideyim diye. Bizim kızın ne yapacağı nasıl davranacağı belli olmaz ki.  İlk başta ayrılırken ağlamadı ama sonra ağlamış. Susturmuşlar yine ağlamış. Yaklaşık dört saat kaldı.İlk günü böyle geçirdik.  Sonra aldım.  Okula gitmek istiyormusun diye sorduğumda  o kadar ağlamasına rağmen gitmek istiyorum dedi. 
 
     Bugün ikinci gün , ayrılırken biraz mızmızlandı. Arkamdan da biraz ağlamış.Sonra parkı görünce unutmuş tabi. İki seferdir yemek yemeyi reddediyormuş. Zaten zor yemek yiyen bir çocuk. Artık yapacak bir şey belki sabahları erken gitmeye başlayınca acıkır ve yer umarım. 

     Aslında okulu nasılda isteyip duruyordu. Okula gideceğim deyip duruyordu. Hatta istekli gidiyor ama neden ağladığını anlamıyorum. Birbirimizden ayrılmaya alışkınız. Üstelik öğretmenleri çok ilgililer. Bakalım belki ağlamaktan fırsat bulup etkinliklere katılmaya başlarsa alışır diye düşünüyorum. Umarım yanlış bir karar vermemişizdir. Yoksa altı yaşına kadar beklemek zorunda kalacağız.

     Veli olmak ne tuhaf birşeymiş. Hiç velilerim açısından bakmamıştım olaya. En değer verdiğiniz varlığınızı hiç tanımadığınız birilerine emanet etmek. O kişiyi tanımadan ona güvenmek.Çocuğunuzla sizden fazla vakit geçirmesini istemek. Onu eğitmesini, mutlu etmesini, eğlendirmesini beklemek. Neyse bu sene birinci sınıf velilerim daha şanslı olacaklar:))
      Biliyorum kreşle alakası yok ama bunu yapalı uzun zaman olmuştu. Eklemeye fırsat bulamamıştım. Bu da meyve sevmeyen  çocuklar için patlak göz. Defne hiç yemediği üzümleri bile yedi. Onlar tokasıymış.

4 Ağustos 2011 Perşembe

Nasıl oldu anlamadım ama artık okulluyuz

    Doğrusu anlamadan üstelik tam araştırmadan Defne'yi kreşe yazdırdık. Aslında uzun zamandır aklımda olan bir meseleydi. Artık Defne'ye yetmediğimi düşünüyordum. Etrafında sadece ben, eşim ve bakıcımız vardı. Bu durum beni rahatsız etmeye başladı. Çünkü o bir çocuktu ve çocuklarla birlikte olması gerekiyordu. Sadece bu değil tabi... Defne kendini de savunamayan bir çocuk elinden oyuncağı alınsın oturur ağlar, gidip almaz. Aynı zamanda aktif bir çocuk resim yapmayı seviyor, kitap okumayı seviyor, etkinlik yapmaya bayılıyor, sürekli oyun oynamak istiyor ve ben çalışan anne olarak bir yerden sonra onun ihtiyaçlarına ve enerjisine yetişemiyorum. 
    Kreşi internet üzerinden buldum aslında. Önce başka bir yere baktım ama inanın şaştım. Benim evim daha güzel kreş olur oradan. Koymuşlar ortaya bir masa, iki üç tane oyuncak başlarında öğretmen demeye bin şahit bir kız  ve dünyanın parasını istiyorlar. 
     Bu kreşi içeriye ilk girişte sevdim çünkü her tarafta kitaplar vardı. İlk gözüme çarpanlar Tübitak yayınları oldu ve yüzlerce kitap. Benim için çocuğuma eğitim vermeleri değil orada kızımın ve çocukların  seveceği etkinliklerin yapılması. Çünkü o daha çocuk ve çocuk gibi yaşamalı bilgi her zaman öğrenilir. Zaten şimdiden öğrenirse okulda ne öğrenecek. 
      Burada birde müzik eğitimi var piyano ve bateri. Bizim kızçenin bateri tutukusu başka zaten. O henüz görmedi görünce çıldıracağına eminim. Resim içinde özel resim öğretmeni geliyormuş. Ayrıca sinema saatleri ve kitap okuma saatleri. Birde spor zamanı Defne şu parklardaki spor aletlerinden bile inmiyor. Orada da öyle yaptı. Zor ayırdım. Birde ingilizce öğretiyorlar. Defneyle biz evde başlamıştık. Başka bir dilin olduğunun farkına vardı. Renkleri ve sayıları öğretmiştim. Şimdi yolda ne görse bunun inglizcesi ne diye soruyor. Arada saçma sapan bir şeyler söyleyip anne ben ingilizce şarkı söyledim diyor. Daha ilerlermi bilmemem, öğrense de öğrenmese de önmeli değil önemli olan iyi vakit geçirmesi. Ben işimdeyken aklımın onda kalmaması.
  Şimdi asıl sorun alışma evresi ayın onbeşinde başlayacağız. Aslında haftada üç gün gidicek, iki gün bakıcımıza devam. O bizim teyzemiz artık. Ev ortamından da teyzemizden de kopmasını istemiyorum. Bakalım bize neler getirecek ve bizden neler götürecek.