etkinlikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etkinlikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2014 Perşembe

Halı dokuyan minik eller

Geçenlerde eşimle konuşurken eski okul günlerimiz geldi aklımıza. Bizim zamanımızda erkeklere iş eğitimi, kızlara ev ekonomisi dersi diye dersler vardı. Ne güzel bir çok etkinlik yapardık. Dikiş diker, örgü, örer, nakış işler, yemek masası nasıl hazırlanır bunları bile öğrenirdik. Erkeklerde bir çok biçme, kesme v.b işleri öğrenirdi. Şimdi ortaokullarda yine buna benzer teknoloji tasarım dersi diye bir ders var. Ama kağıt kesip yapıştırmaktan başka bir şey yapılmıyor. Çocukların el sanatı denen bir uğraşları malesef yok.  Bence her yaş gurubunun yapabileceği ve ürettiği için mutlu olacağı, üstelik kendine olan güvenini artıracağı bir uğraşı olmalı.
           Biz nerdeyse altı yaşındayız ve bu aralar halı dokumaya merak saldık. Bu işe başlamamızda biraz garip oldu. Deli annenin bloğunda görmüştüm. Bizde yapalım derken aynı gün gittiğim bir kırtasiyede bu halı dokuma setini buldum. Üstelik çok komik bir rakama. Derken bir heves başladık halımızı dokumaya...Bu postu maalesef biraz geç yazdım. Şimdi halımız nerdeyse bitti. Kendince örüntü oluşturdu. Bitince bebeklerine battaniye yapacakmış. ..

16 Nisan 2012 Pazartesi

Mıknatıs deneyimiz

      Defne için yaptığımız başka bir ödev daha. Okuldan evde bir deney yapmamızı ve bu deneyi okulda çocuğun anlatıp yapmasını istemişlerdi. Benim de aklıma mıknatıs deneyi geldi. 
      Malzemeler evde bulunan kağıt, tahta, demir, kumaş, plastik malzemeler ve mıknatıs.
       Bütün malzemeleri bir havuzda topluyoruz. Daha sonra bütün malzemeleri mıknatısa yaklaştırıp ne hissettiğini, mıknatısa yapışıp yapışmadığını, mıknatısın çekip çekmediğini soruyoruz. Mıknatısın çektiği ve çekmediği malzemeleri ayırıyoruz. Ne tür malzemeleri çektiği üzerine konuşuyoruz.

13 Mart 2012 Salı

ev ödevimiz

     Defne bu kreşe başladığından beri her hafta sonu eve aile etkinliği gönderiyorlar. Defnoş zaten aktivite meraklısı olduğu için benimde işime geliyor. En azından düşünmekten kurtuluyorum. İlk hafta kavanoz süsleme etkinliğimiz vardı. Evde olan malzemelerle Defnoş bir şeyler yapmaya çalıştı. Sonra düşündüm ki marketten alınan evin bir köşesinde bekleyen kavanozları süsleyip kullanabilirsiniz.  Daha sonra şapka yapıp süsledi ama onun resmini çekmeyi unutmuşum.
   Birde bu aralara uzaya merak saran küçük kızım roket yaptı. Roketin şapka kısmı hariç hepsini kendisi yaptı. Şu meşhur ineklerini içine koyup koyup uzaya, aya götürüyor. 
Bu aralar en çok ilgilendiği konu ; gece gündüzün ve mevsimlerin nasıl oluştuğu. Anlayabileceği dile çevirip anlatıyorum. En çok üzüldüğüm internette okul öncesine yönelik bu konuyla ilgili hiçbir bilgiye ulaşamam oldu. Bu konuda bildiğiniz kitap ya da başka şeyler  varsa bilgilendiren olursa sevinirim.
Her şeye rağmen küçük kuzu bu konuyu biraz kavramış. Anne  artık dünyamız güneşe yaklaşsın ben denize girmek istiyorum, çiçekler açsın istiyorum. piknik yapmak istiyorum , etek giymek istiyorum diye söyleniyor.
 Bu da inkeleri uzaya uçurduğu roketi :)))


31 Ocak 2012 Salı

Ne yapsak ne yapsak derken...

       Dışarıda neredeyse tipi diyeceğimiz şekilde kar yağınca evden dışarıya adım atamıyoruz. Tatil olunca Defne'yi kreşe de göndermiyorum. Ama onu oyalamak gerçekten zor oluyor. Onunla eskisi gibi etkinlik yapamıyoruz. Kitap ta okuyamıyoruz. Sürekli inatlaşma dönemine yine girdik.Tam bir keçi... Ne desem tam tersini yapıyor.Sözleri çok acımasız. Sanki annesi değilim de düşmanıyım. Biliyorum geçici bir süreç ama sabrım bazen taşıyor. Her alttan almaya kalkışım hayal kırıklığı... O kadar yoruyor ki...  Yine de vazgeçmiyor ve yine kürekleri çekiyorum. Karaya belki ulaşırım diye...
 Ne yapsak ne yapsak derseniz. Bu da evde sıkılanlara bir etkinlik örneği. Elimizdeki kağıtlardan farklı geometrik şekiller kestim. Masanın üzerine koydum. Ben daha söylemeden o zaten yuvarlakları alıp bak kardan adam diye başladı. Zaten ondan sonra gerisi geldi.
O köşedeki yuvarlakların olduğu şekil babasının arabasıymış. Ortasındaki  mavi şekilde koltuğuymuş. Babası rahat etsin diye. Tabii bu yakışıklı adam babası. Aslında kardan adam diye başlamıştı. O ev bizim evimiz. Ağaçta bahçemizdeki ağaçmış.

22 Haziran 2011 Çarşamba

Eski kitapları atmadan önce bir bakın


   Ne çok şey birikmiş. Nedense o kadar zor geliyor ki artık bloğa birşeyler eklemek. Bir çok etkinliği fotoğraflamıyorum artık. Ama fotoğrafladıklarımı da koymaya üşeniyorum nedense. Galiba blog anladı üşendiğimi kolajladığım fotoğrafları bir türlü yükleyemiyorum. Umarım yazı işi bitene kadar düzelir.Sonunda düzeldi.
        Bu etkinliğe benzer bir etkinlik başka bir blogta görmüştüm ama hangi blog olduğunu şuan hatırlamıyor. Biz bu etkinliği birkaç hafta önce yapmıştık. Evde atık kitaplar kol gezince, okulda saçma sapan şu seminerler olunca insan sıkıntıdan kesip kesip duruyor. Bende kullanılmayan kitaplardaki, dergilerdeki resimleri kestim. Karışık olarak Defne'nin önüne koydum. İlk olarak bu çocuklu olan ismini Ayşe koyduğu hikaye ortaya çıktı. Önce resimleri yapıştırdı. Sonra ben o resimle ilgili hikaye uydurmasını istedim. Hikayeleri de resimlerin altındaki boş yere yazdım.
 İkinci olarak resimleri seçmekte zorlanınca doğayla ilgili olan resimleri bir araya topladım. Ortaya çok güzel bir resim çıktı. Üçüncü resimde kardan adamları yapıştırdı fakat sıkıldığı için hikaye uydurmak istemedi.
Hala bir sürü resim var. Defne yapıştırmayı çok seviyor. Bakalım onlardan nasıl hikayeler ortaya atacak.

4 Şubat 2011 Cuma

Kardan adam etkinliği

Bu kardan adamlar Meraklı Minik dergisini alanlara tanıdık gelmiştir. Geçne ay ki sayısının eklerindendi. Fakat verilen bu kardan adamları oyun olarak giydiriyordunuz. Defne'nin oyun olarak küçük olduğunu düşündüğümden, ben bu kardan adamın bütün parçalarını kestim ve hazırladım. Zaten benim akıllı kızım ben daha keserken kestiğim parçaları üzerine yerleştirdi.  Ben bütün hepsini keseceğimizi sonra yapıştırabileceğini söyledim. Sonra bütün parçaları masasının üzerine dizdim. Eline de yapıştırıcıyı verdim İstediği gibi kardan adamları giydirebileceğini söyledim ve sadece izledim. Dört kardan adamı da yaptı. Sonuncuda biraz sıkıldı ama tamamladı.Mutlu oldum diye diye bitirdi.
  İki yaş çocuğu olanlar için gerçekten yapıştırma etkinlikleri eğlenceli oluyor. Sonuçta parçayı yerine yerleştirme, bir bakıma yapboz gibi düşünülebilir. Tek sorun kesemiyorlar ve keserken zor sabrediyorlar. Bundan sonra Defne uyurken hazırlamak lazım parçaları.
   Kardan adamlarımızdan birini doktorumuza hediye ettik. Kızçem ertesi günü kaydan adamaımı istiyom diye tutturdu. Hediyenin geri alınamyacağını anlattım, iki tanelik daha malzeme var artık kalkınca onları da yapacakmış. Bizim eve gerçekten kardan adam yağmış gibi oldu.

6 Ocak 2011 Perşembe

Balık etkinliği

        Mevsim kış olunca ve havalar çok soğuk olunca doğal olarak bizde dışarıya çıkamıyoruz. Bu yüzden evde etkinlik yapıyoruz. Bunu okulumuzdaki anasınıfı öğretmeninin tavsiyesi üzerine yaptım. İki yaşa uygun olduğunu söyledi. Fakat ben bakınca yapamıyıcağını düşünmüştüm. Kesme haricide bütün herşeyi o yaptı. Önce ben yuvarlakları keserken ondan balığı boyamasını istedim. Sonra yuvarlaklardan bir tanesini katlamayı gösterdim ve kendisi katladı. Açıkçası beklemiyordum. Hele bu kadar düzgün katlamasını...Sonrada yapıtırıcıyı sürüp onları yapıştırdı. Yaparken "çok eğelndim çok eğlendim" demeyi de ihmal etmedi. bakalım bugün yapabilirsem geometrik eşkiller kesip ikiye katlatacağım.

3 Ocak 2011 Pazartesi

Odalara eşya yerleştirmece

            Defne ile yaptığımız etkinlerden bir örnek daha. Elimde bulunan etkinlik yapraklarından birinde bu odalara eşya yerleştirme etkinliği vardı. Resimde görüldüğü gibi yatak olan oda, mutfak, banyo ve bu odalar ait resimler. Ben resimleri kestim. Defne de odalara yerleştirdi. Sonra ise ineği ve arısını yatırdı onlara masada yemek yedirdi, tuvaletlerini yaptırdı, montlarını giydirdi. Güzel bir etkinlik oldu.. Resimleri kendiniz de hazırlayabilrisiniz. Yapmak isteyenlere kolay gelsin.

16 Aralık 2010 Perşembe

Üzgün- mutlu

    Ne zamandır Defne ile bir etkinlik yapamadık. Dün okuldan gelirken aklıma şu şık giyimli bayanların Resimlerinin olduğu ajanda geldi. Güzel bir kadın resmi ve kıyafetleri vardı. Defne büyüyünce yapar diye saklıyordum. Yapabilir diyerek çıkardım . Tabi kıyafetler fazla olduğu için yanına iki tane daha resim çizdim, sonra Defne de kıyafetlerini giydirdi.Sonra Şu ters etek giydirdği kız ve erkeği yapıştırdı. Baktım zevk alıyor, devam ettik. Bu geometrik şekillerden adam yapma fikri tamamen Defne'ye ait. Evdeki oyuncaklarından bu şekilleri bulup sürekli adam yapıyor. Bende bu işi kağıda döktüm. Şekilleri keser kesmez hemen yan yana koyup adam yapmaya başladı. Kağıt kesme hariç hiç bir şeye müdahale etmedim. İlk olarak üzgün adamı yaptı. sonra bu adam üzgün hadi bide mutlu yapalım deyince ikinci adam da ortaya çıktı. Şimdi odasına astık. Sürekli gidip adamları öpüyor. Valla beni bile bu kadar içten öpmüyor. Adamların yerinde olmak vardı.

30 Kasım 2010 Salı

Kolye yapıyoruz

  Bu boncuklar aslında şu çubuklara taktığımız boncuklar.  Bir kaç aydır bu boncuk dizmeyi yapıyoruz. Kolyemizin ipi ise eskiyen bir eşofmanımızn ipi. Ucunu bantladık geçirmesi kolay olsun diye. Defne o tombik parmaklarla o kadar tatlı geçiriyor ki. Sonra da ucunu düğümleyip kolye yapıyoruz.Artık bir kaç sene sonra kolyelerimi yapmaya başlar :)
Bu etkinlik daha çok parmak asları gelişimi ve konsantrasyon için yaptığımız bir etkinlik. Ayrıca vakit geçirmek içinde iyi oluyor.

Yırt yapıştır, kes yapıştır.

 Bunlar son zamanlarda yaptığımız yırtma yapıştırma etkinliklerimiz.Artık ben hiç müdahale etmeden kendisi yapıştırıyor. Tabi bu resimleri ben kesiyorum. Sonra bu resimlerin aynısını deftere çiziyorum ve ondan çizdiğim resimlerin üzerine yapıştırmasını istiyorum.Hemen hemen resimleri tam yerine oturtuyor. Sadece üçgenlerde sorun yaşıyor. Bir de resimleri yapıştırırken kenarı bile kıvrılsa ya da azıcık eğri olsa kaldırıp tekrar yapıştırıyor. Aslında bu hoşuma gidiyor. Uyduruk yapmaması yaptığı işe önem vermesi güzel diye düşünüyorum. Eğlenceli bir etkinlik bu ara çok takıldık bakalım kaç gün devam edecek.

4 Kasım 2010 Perşembe

kırmızı yapraklar

Yaklaşık 5 senedir oturduğum bu evin yan tarafında bulunan bu kırmızı yapraklar hep dikkatimi çekti. Yazın daha parlak  olan ve ne yaprağı olduğunu bilmediğim yaprakları hep toplayıp bir şeyler yapmak istedim. Hatta geçen sene toplayıp eve getirdim, ama fırsat bulupta bir şey yapamadım. Aslında bunlardan çok güzel bir tablo yada güzel bir kitap ayracı yapabilirdim. Nedense elim bir türlü gitmedim ve o yapraklar kitaplar arasında kurudu.
Geçen gün de Defne ile ne yapsam diye düşünürken, bu yapraklar aklıma geldi. Hemen giyinip anne kız dışarı fırladık. Yaprakları topladık. Sonra ben bir ağaç çizdim. Defne üzerine yapıştırsın diye. Fakat o her tarafına yapıştırıcı sürüp sürüp üstüne koydu. Sonunda ben değil ama kızım bu yapraklarla bir şey yaptı.

13 Ekim 2010 Çarşamba

Gölgesi oyunu

 Bu etkinliği sürekli yapıyoruz. Defne de severek yerlerine koyuyor. İlk başlarda sadece geometrik şekilleri kullanıyordum. Artık kağıt üzerine çizilebilecek bir çok nesneyi kullanıyorum. Buna benzer olarak başka bir gölgesini bulma oynuyoruz. İnternetten veye okul öncesi kitaplarda bulabilirsiniz. Kağıdın bir tarfında bazı resimler oluyor, diğer tarafında ise onların gölgesi. Her resmin gölgesini bulmaya çalışıyoruz.

7 Ekim 2010 Perşembe

Boş vakit etkinliğimiz

Defneyle boş zamanlarımızda en çok yaptığımız etkinlik resim yapmak. Önceleri boyama kitabı ile başladık. Fakat ben boyama kitaplarının çocuğun yaratıcılığını öldürdüğünü, özgürlüğünü sınırladığını düşünüyorum. Zaten boyama kitabını bile boyarken bu anne bu baba v.b şeyler çiziyordu. Yani altındaki resmin pek bir anlamı yoktu onun için. Bende boş kağıtlar ve resim defteri kullanıyorum. İstediği gb istediği yeri boyuyor. En çok sulu boya yapıyor. Bu arda ilk defa dün patetes baskısı yaptık. Patetesleri kurabiye kalıbından çıkardım. Patetesleri ben boyadım  eline verdim o bastırdı.Daha sonra sulu boya yaptık. İlk resim de parmak boyamadan onun resimleri yok çekmemişim, son halini koydum.
    Aslında Defne ile resim yapmak çok zor. Sürekli ellerini sildiriyor. Bu kıza titizlik hastalığı nerden bulaştı anlamadım. Eline birşey bulaşsa hemen yıkattırıyor. Parkta millet çocuğuna kumla oynamasın diye yalvarıyor bende oynasın diye yalvarıyorum. Eli biraz kum olsa sil sil diye başlıyor. Kime çekmiş anlamadım ki. Yemek yerken de aynı şey eli pis olunca hemen yıka yıka diye tutturuyor. Umarım ilerde titizlik delisi olmaz.