Defneden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Defneden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2012 Pazartesi

yeni tarzımız

Güzel kızımın yeni saçları. Eski türk filimlerinden fırlamış gibi oldu. Ama ben çok yakıştırdım. En önemliside  çok rahat ettim Her gün okula giderken taramak için yarım saat dil döküyordum. Şimdi kendisi tarıyor. Ohh bee...


Bu da Defnenin ilginç pozlarından.

Bizim evde tv böyle izleniyor. Defne babasının tv izlemesinden şikayetçi. Kendisiyle ilgilensin diye böyle bir yönteme başvurdu. Bizde radyo niyetiyle dinledik:)

29 Haziran 2012 Cuma

şah mat olan anne

           Evde canı sıkılınca ne yapacağını şaşıran ben kendime kot pantalonumdan mini bir etek diktim. Tabi nerede derseniz. Hala asıl dikişlerini yaptırmadım. Makinem olmadığından sadece elimde kabaca diktim ama tam halini terziye verdikten sonra koyacağım. Bu da o pantalonun paçalarından minik kızçe için yaptığım çanta. Aslında fotoğraftaki gibi büyük değil tam Defnelik. Yandan takmalık çanta isteyip duruyordu.O uyurken yaptım. Görünce bayıldı. Düğmeleri kendi seçti ben diktim. 
    :) :) :) :) Şah mat
           Konuyla alakası yok ama bu üç buçuk yaşındaki kızımın beni nasıl tongaya bastırdığını anlatayım. Defneyle pamuk prensesli yap bozunu yapıyorduk. Bu yapbozda tabi yedi cücelerde var. Bu cücelerden bir tanesi pembe benekli bir şapkası var. Neyse Defne hep bana onun kız cüce olduğunu söylüyordu. Bende çocukluğuuzdan beri bildiğim kadarıyla bu hikayedeki cücelerin erkek olduğunu söyledim. Üzerinden çok zaman geçti ve konuyla lakalı hiçbirşey ortada yokken biz yapbozu yaprken.
 Şimdi dikatli okuyun.
-Anne Çınar ( komşumuzun oğlu) pembe şapka takar mı?
-Sence takarmı kızım, o erkek
-Hıh..( gayet rakibini altetmiş bir ses tonuyla) ben sana demiştim işte erkekler pembe şapka takmaz.. Bu resimdeki de kız cüce. Sen dedin pembe şapka kızlar takar diye. Buradaki kız cüce işte.
 Tabi bu cümleler sonucunda ben şah mat durumunda ve mor bir renkteydim.

26 Şubat 2012 Pazar

:))))

-Anneciğim televizyon izleyebilir miyim?
- Hayır tatlım bugün izledin zaten.
-İzliycem işte, izliycem işte ...
(başka çare kalmayınca)
- Olmaz kızım,   hem elektrikler kesildi.
Ben bu sözü söylediğim anda Defne koşarak prize koştu ve;
-Bak anne kesilmemiş lamba yandı.
 Artık suratımdaki ifadeyi siz düşünün  :(((

14 Ocak 2011 Cuma

men kendim öğyendim

Evet bu mink kız neler öğrenmiş neler annesi evde yokken. Nereden öğrendiği belli değil.
Akşam  oldu beraber otrurken "men odama gidiyoyum, ışığı kendim açabiliyim" dedi. Tabi ben aç bakalım deyip zıplamasını sonra da anne aç demesini bekliyorum. Sen git sandalyeyi al üzerine çık ve ışığı aç. Tabi ben şoktayım. Sonra sana kim öğretti bunu diye sordum ısrarla ama cevap aynı"men kendim öğyendim". Herhalde ben kısa boylu olduğum için mutfakta sürekli sandalye tepesindeyim onu örnek alıyor. Ah minik kızım şimdiden alışıyor sandalye tepesine bu gidişle anası gibi bücür olacak. Valla süt falan işe yaramıyor. İnşallah onun zamanına kadar bilim gelişirde şu boydan benim çektiklerimi kızım çekmez.Bazen işe yaramıyor değilde otuza girdim ama hala evlimisiniz diye soranlar var. Galiba biraz boy insanı küçük mü gösteriyor ne? Neyse yaşlanınca saçı da boyattıkmı baya işe yarar herhalde.

8 Ocak 2011 Cumartesi

İstemek istemiyom işte hıh...

  •   Anne mununla oynayabiliymiyim. Hangisi kızım mununla. Oyda yüksekte ben alamam sen mana veyiymisin?
  • Anne çişim geldi. Gel yaptırayım. Hayıy ben kendim yapabiliyim. (Bütün kıyafetler oturma odasında çıkarılır tabi nasıl tutuyor bu kadar anlamıyorum. Sonra gidip çişini yapar ve) Men kendim yaptım sen hiç ellemdin diye ortalarda gezinir.
  • Kızım yemek yiyelim mi, acıktın mı? Ben yemek istemek istemiyouyom işte hıh ( omuz silkerek)
  • Anne benim saçlarım çok güzel senin saçların pis,çirkin...
  • Babasına; Ben güzelim anne güzel ama sen çirkinsin baba... Babası sen çirkinsin anne ve ben güzelim deyince hayır sen çirkinsin oyununa dönen bir diyalog
  • Baba kapı zilini çalınca kapının arkasına saklanıp; kapıyı açınca baba ben buyaya saklandım tamammı. Baba çaktırmadan aramaya devam eder ve Defne arkasından Böh diye babasını korkutur.
  • Defneciğim oyuncaklarını toplarmısın. Hayıy tolapmak istemek istemiyoyum. Peki o zaman canavar anne bütün oyuncakları yemeye geliyor... Bir anda bütün oyuncaklar kutuda.
  • Acaba munda ne varki. Bilmem ne varki kızım. (parmak ğza götürülür e sus işaretini yapar) Ses yapma.Bi bakalım. bakalım  kızım. Aaaa... tatlı vaymış hadi yiyelim
  • Onun eşayalarına dokununca menim makasımı elleme izin veymedim, dokunamzsın işte hıh
  • Bu ne anne klavye kızım. Bu ne anne o paket çay kızım. Bu ne anne ?Bu ne anne ? Bu ne anne?...Ne zaman bitecek bu ne'ler.

27 Aralık 2010 Pazartesi

Tel Aliler


         Aslında bu yazı tahtalarını alırken ne kadar faydası olabilir ki diye düşünmüştüm. Sonuçta aynı şeyleri kağıda da yapabilirdi. Zaten yararlı olsa bile almak için de erken diye düşündüm. Fakat Defne kuzenimde görünce ve markette rastalayınca aldık. Ama iyi ki almışız diyorum. Bu tahtalarda deflarca yazıyor, çiziyor, beğenmiyor silip tekrar yazıyor...
     Bir kaç ay önce aldığımızda kalemi tam olarak tutamıyordu. Şekilleri tam bastıramıyordu. Şimdi daha iyi. Ama asıl olan şey bizimkinin Tel Ali takıntısı. Sürekli bize çizdirdiği Tel Aliler resimde görüldüğü gibi artık kendisi tarafından çiziliyor. Bu Tel Alilerin yuvarlaklarını ben çiziyorum. Gerisi ondan. Aslında yuvarlak şeklini çiziyor fakat sürekli iç içe daireler şeklinde oluyor. O zaman yaptığı tel alileri beğenmiyor. O yüzden bize çizdiriyor.Birde bu Tel Aliler iki tane çiziliyor biri mutlu diğeri  üzgün olacakmış. En sonunda bu artık üçe çıktı. Yeni Tel Ali2miz de kızgın

5 Kasım 2010 Cuma

Bu benim minik kızım mı?

Bunun sonunu kendi uydurdu. Herkes bilirki farklı.   Ne zamandır kameraya çekmek istiyordum . Bir türlü söyletemedim. Ama sonunda yakaladım.

Ya ! Ne çabuk büyüdü bu kız

Bütün gün evde üşüdüm üşüdüm diye dolaşıyor. Aynı zamanda bildiği şarkıları söyleyip duruyor. O kadar tatlı ki ne söylesem hemen ezberlemeye çalışıyor. Evet bunda tabiki kitapların sayesi ve sürekli onunla konuşmam oldu.

22 Eylül 2010 Çarşamba

KOKOŞ DEFNE

Defne büyüyünce ne yapıcam bilmiyorum. Şimdiden ne sağlam kolyem kaldı, ne rujum. Aylardır kolyelerim ellerinde geziyor. Önce parfümlere taktı,yarısının kapağı yok şimdi.Sonra ojelere taktı. Bir iki aydır rujlar elden gitti. En son aykkabılara geldik, yakında onlarında topukları yok olacak.Kolundaki çanta ise bakıcımızın hediyesi. Pek şık. İçinde kızımın rujları ve ojesi var. Napalım bütün rujlar ziyan olmadan birkaçını koyduk içine. Ya ruj sürüşüne ne demeli. Duduklar süper.
Hiç bana çekmemiş. Ben süslenmeyi sevmem ya da çok bakımlı değilimdir. Kendimle uğraşmaktan hoşlanmam. Özenip kremler alırım. Sonra bir bakarım son kullanma tarihi geçmiş. Bu kız kime çekti bilmiyorum. ilerde beni de beğenmez. Aslında kokoş bir kız olsun istiyorum. Hep beğenmişidir bakımlı kadınları, şıkır şıkır giyinenleri. Başkalarında severim ama kendime gelince siyah rengin dışına pek çıkamam. O yüzden galiba Defne okula giderken giydiklerim beğenmiyor "çıkay munu, beğenmedim" diyor. Bugün açık renk birşey giydim eve gelince "güzel olmuş" dedi.
 Bu aralar böyle aslında bütün kıyafetlerime,evdeki değişikliklere yorum yapıyor. Bir yere giderken giydiklerime yada evde değişik bir şey giysem beğenince güzel olmuş, cicik elbise diyor, beğenmezse çıkay munu diye ara ara söyleniyor. Kendisine zaten isteği dışında hiç bir şey giydiremiyorum. Giydirmek zorunda olduklarımda ise önce konuşup ikna ediyorum,sonra giyiyor. Şimdilik çıkarmayı bilmiyor. Bir öğrense hiç giydiremiyeceğim.
Posted by Picasa

25 Ağustos 2010 Çarşamba

AYNISI

Benim tatlı kızım yaklaşık bir  iki aydır sürekli bir şeylerin aynısını arama çabasında. Renkler olsun herhangi bir şekil olsun benzetme yetneği müthiş. Geçenlerde tv seyrederken orada rüzgar güllerinden söz ediliyordu elektirik santarllerini gösteriyordu.  Bak kızım bu rüzgarla çalışıp elektrik yapıyor dedim. Bizdeki vantiratörü gösterip "AYNISI AYNISI" diye bağırdı çok şaşırdım....
Şimdiki çocuklar gerçekten harika!